Basına ve kamuoyuna,
2007–2008 Eğitim-öğretim yılı sona ermiştir. Ancak 2007–2008 Eğitim-öğretim yılında eğitim sisteminin sorunlarına çözüm üretilemediği gibi bu sorunlara her geçen gün yenileri eklenmiştir. Eğitim sistemimiz kötü yönetilmiştir.
AKP iktidarıyla birlikte, eğitimde “özelleştirme” ve “dinselleştirme” hareketleri artarak devam etmektedir. Bunun sonucunda eğitim sistemimiz, geleceğimizin güvencesi çocuklarımızı yetiştirmede oldukça yetersiz kalmış, bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzaklaştırılmış ve ulusal nitelikten yoksun bırakılmıştır. Okullar tarikat yuvalarına dönüştürülmeye çalışılmıştır.
Cumhuriyet rejiminin herkese yeterli eğitim hedefi terkedilmiş, eğitim parası olanın satın aldığı bir mal, öğrenci de müşteri durumuna getirilmiştir.
Sınavlara endekslenen eğitim sistemi, eğitimi dershane, özel ders, özel okul alanına kaydırmaktadır. Özel kurs ve dershanelerden yararlanma olanağı bulamayanların sınav kazanma şansları çok düşmektedir. Bir çok aile daha iyi bir gelecek yaratmak için çocuklarını özel okullara göndermeyi zorunlu görmektedir. Sınavlar, dershaneler, özel dersler, özel okullar, test kitapları, dergiler ile büyük bir ekonomik pasta yaratılmış durumdadır. Ülkemizde 1970’lı yılların sonlarında 200 olan dershane sayısı günümüzde 5 bine yaklaşmıştır. Son yıllarda dershane sistemi o derece yaygın hale gelmiştir ki, Milli Eğitim Bakanı’nın kendisi bile dershane sisteminden şikayetçi olmuştur.
AKP hükümeti devlet okullarını yok saymış, özel eğitimin önünü açmıştır. AKP’nin iktidar olduğu 2003 yılından bugüne kadar yapılan ÖSS sonuçlarının sayısal verileri bu gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. 2003 yılında ÖSS’yi kazanan düz lise mezunlarının oranı % 85,1 iken, bu rakam 2004 yılında % 83,4’e, 2005 yılında % 81,4’e, 2006 yılında % 78,48 düşmüştür. 2007 yılında ise bu oran % 82.81 olmuştur. Düz liselerin sınavı kazanma oranlarındaki bu istikrarlı düşüş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel eğitimi ön plana çıkaran politikalarının bir sonucudur.
Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığının çarpıcı diğer bir örneği ise, ÖSS’de illerin başarı sıralamasıdır. İllerin başarı oranları incelendiği zaman, taşrada öğrenim görenlerin sınavlarda başarısız oldukları görülmektedir. Bu sonuç, öğrencilerin hiç de eşit şansla sınava giremediğinin bir göstergesidir. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamanın yolu bölgesel kalkınmışlık farklılığını gidermekle, gelir dağılımında eşitliği sağlamakla, eğitime bütçeden ayrılan payı yeterli hale getirmekle mümkün olabilecektir.
Yapılan açıklamalar, ÖSS’de bir değişiklik planlandığını göstermektedir. Üniversiteye girişin sınavlı hale getirildiği 1974 yılından günümüze kadar üniversiteye giriş sisteminde 7 kez değişiklik yapılmıştır. Planlı, programlı, uzmanların görüşleri alınmadan, ayak üstü yapılacak değişikliklerin yarar değil zarar getireceği bilinmelidir.
Bütçeden milli eğitime yeterince kaynak ayrılmaması, gereksinime yetmeyen okullar ve sınıflar, yetersiz öğretmen istihdamı, yap-boz haline gelmiş bilimsellikten uzak müfredatlar ve “sınıf geçme yönetmelikleri”, bölgelerarası dengesiz dağılım ve adaletsizlikler, mesleki eğitime ve istihdama yönelik planlama ve politikaların olmaması gibi pek çok nedene dayalı olarak, eğitim sistemimiz artık iflas etmiştir.
Eğitim-İş olarak diyoruz ki; Eğitim sistemimizde acilen ve gerçek bir reforma gereksinim vardır. Eğitim sisteminin gerçek işlevine kavuşabilmesi için her düzeyde yapılmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılan sınav sistemine ve eğitim sistemi üzerindeki piyasa egemenliğine son verilmelidir. Herkes için parasız ve nitelikli eğitimin koşulları yaratılmalıdır.
2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılı eğitim çalışanları açısından sıkıntılarla geçmiştir. Eğitim ve bilim çalışanları yoksulluk sınırına mahkum edilmiş, ekonomik ve özlük konularda hak kayıplarına uğratılmıştır.
Eğitim çalışanlarının hak kayıplarına her geçen gün yenileri eklenmektedir. OSS ve OKS nedeni ile öğrenciler tatil edilmiş, bu dönemde öğretmenler okullara gittikleri halde ücretleri ödenmemiştir. Ayrıca ayaküstü hazırlanarak okulların kapanmasına 1 gün kala çıkarılan ortaöğretim sınıf geçme yönetmeliği ile öğretmenlerin 15 gün tatilleri de gasp edilmiştir.
Eğitim çalışanlarının hak gasplarına bir an önce son verilmeli, %7’lik enflasyon farkı acilen çalışanlara ödenmelidir.
Eğitim çalışanları yaşadıkları tüm bu olumsuzluklara ve zorluklara karşın özveriyle çalışmışladır. Buradan tüm eğitim çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum.
Son onarak sınava girecek öğrencilerimize mesajımız şudur:
Başarı ya da başarısızlığın ÖSS ile tespit edilemeyeceğini aklınızdan çıkarmayın. Yapılan bir eleme sınavıdır. 3 saate sıkıştırılan bu sınavın sonucunu, kendiniz için dünyanın sonu olarak görmeyin. Sonuç ne olursa olsun hayata umutla bakmaya devam edin. Hepinize başarılar diliyorum.
Kadir KOÇ
Burdur Eğitim İş Şube Başkanı
Tarih :
2004-06-29
Bu Yazı
764 Defa Okunmuştur. |