Ana Sayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
İletişim
KÜNYE
Bilim Sayfası
Makalelerim
Öyküler
Tarih Köşesi
Ziyaretçi Defteri
BURDUR VALİLERİ
GÜNDEM
Köşe Yazarları
Atatürk Köşesi
Foto-Albüm
Faydalı Linkler
Burdur
BasınKanunu
Yönetim Paneli
ULUSAL ÇÖZÜM
Kamu emekçileri
Türk Devrimi
Yazar Paneli
Arşiv
VİDEOLAR
ULUSAL KANAL
Ergenekon Savunması
Özel günler
Seçim portalı
Devrimcinin klavuzu1
Devrimcinin klavuzu2
Dönekler- H. YALÇIN
RÖPORTAJLAR
 
Faydalı Linkler
   • T.C. Kimlik No.
   • YerelMedya
   • İpMerkez
   • Burdurİp
   • BurdurUlusal
   • UlusalKanal
   • SonDakika
   • TalihOyunları
   • Burtükoder
   • HAVA DURUMU
   • Kanal24/CANLI
   • UlusalKanal/CANLI
   • AkıllıTV/CANLI
 
 
 
 
Anketler
 
Reklamlar
 
Mail Listemize Katılın
   Adınız
   Soyadınız
   Email
 
Reklamlar
Webmasterim.Com
WEBSITE ISLERINIZDE
DEVRIMINI TAMAMLAMAK IÇIN IZINDEYIZ ATAM!
 
 
 
 
 
 
Site İstatistiği
Online :
4
Bugün :
0315
Toplam :
239781
 
 

Copyright © fatihozcan.org Aralık 2006

 
 

Destek Tasarım ve Sanal Çözüm Merkezi

 
{30 Temmuz 2010:}REFERANDUM'DA "HAYIR" DİYENLER KIVILCIMHABER'DE... {25 Ağustos 2010:}{Burdur'da Abdülhamid Hukuku, Cumhuriyet Hukukunca Bertaraf Edildi}{10 Ağustos 2010}{BURDUR kitle örgütleri, sendikalar ve meslek odalarının Kurduğu "Sivil Toplum Kuruluşları KONSEYİ" HAYIR Bildirisi Dağıtıyor --
 
 
 
6 Mart Şeref Günü

BASIN BÜLTENİ

 

Burdur’un Şeref Günü’nde Atatürk’ün yolunun

yolumuz, ışığının ışığımız olduğunu bir kere daha haykırıyoruz.

 

6 Mart, Burdur’un “şeref günü”dür.

6 Mart, Burdurlunun coşku günüdür.

6 Mart, Burdur halkına tam bağımsızlığı, özgürlüğün onurunu, Atatürk’te birleşmeyi, Atatürk ilke ve devrimlerinde birliği, Altıok’un yüceliğini ve Türkiye’nin kurtuluşunun yol haritası olduğunu hatırlatır.

6 Mart, tarihimizin yetiştirdiği en büyük devrimci, karakteri özgürlük ve bağımsızlık olan, müstesna komutan ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün Burdur’u ziyaret edişinin 79. yıldönümüdür.

Bu yıl, Ata’mızı şehrimizde ağırlamanın 79. yıldönümünü, O’nun kurduğu Cumhuriyet’in temel ilkelerinden geri dönüldüğü, O’nun kurduğu Meclis’in kürsüsünden, iktidar partisinin cesaretlendirdiği Batı destekli bölücülerin Kürtçe konuşmalar yaparak O’nun başlattığı Büyük Millet Projesine, Türk Milleti varlığına darbe vurulduğu koşullarda içimiz buruk olarak kutlamaktayız.

Burdur belediyesi’nin 6 Ekim 1972 tarih ve 67 no.lu kararıyla “Burdur’un Şeref Günü” olarak kabul ettiği bu anlamlı ve özel günü ebedileştirmiştir.

Şeref Günü’müzün 79. yıldönümünde, Batı destekli AKP iktidarının vurdumduymaz ve çoğunluk diktatörlüğü heveslerinin ortalığı sardığı ve Batı destekli bölücülerin cüretlerinin arttığı koşullarda, aziz yurdumuz, 2007 yılından bu yana var olan ve Batı’dan gelen mali krizin dalgalarıyla alevlenen bir sarsıntı geçirmektedir. 2002 yılından bu yana halkımız alabildiğine acımasızca emperyalizmle işbirliği halinde fakr-ü zaruret durumuna düşürülmüştür. Halkımız ve ülkemiz büyük Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’deki “ahval ve şerait” altına bulunmaktadır.

Böylesine acı ve karanlık körçıkmazlarda, Şeref Günü’müzün bizlere hatırlattığı biricik kurtuluş yolunun, krizden ve körçıkmazdan çıkış yolunun Atatürk yolu olduğudur. Türkiye’mizin tek kurtuluş yolu Altıok’ta, Atatürk döneminin ekonomi politikalarında, Halkçı-devletçi ekonomidedir.

Ulusal Kurtuluş Savaşı döneminde ve Cumhuriyet devrimi döneminde emeği geçenleri, başta tarihimizin yetiştirdiği en büyük Devrimci Atatürk’ü olmak üzere silah tüm arkadaşlarını şükran ve minnetle anıyor, yolunun yolumuz, ışığının ışığımız olduğunu,  bir kere daha yüksek sesle belirtiyoruz.

*****************************

 Mahir Öztürk'ün 6 Mart ile ilgili bir araştırma-röportaj yazısı

******************

Mart

06.03.2007 

Geçen yaz Burdur Öğretmenevi bahçesinde Mehmet Amcayı dinlemiştim. Sonra defalarca dinledim, notlar aldım. Bu yazının yayınlanmasını da 6 Mart’a sakladım.

 

Çünkü 6 Mart, Atatürk’ün Burdur’a gelişi.

 

Denir ki, Atatürk 6 Mart’ta Burdur’a girmeden Antalya’ya geçmiş

 

Mehmet amca, 97 yaşında ve  o yıkıcı 1914 Burdur depremini bile hatırlıyor.

 

            Memet amca anlatıyor;

 

            19-20 yaşarındaydım

 

            Daha askere gitmemiştim.

 

            Atatürk gelecek dendiği zaman herkes hazırlandı. Çatalpınar mevkiinde halk toplandı. Çatalpınar’dan Yenice Mahalle üzerinden Antalya’ya yol giderdi.

 

            Atatür,k Dinar tarafından gelecek dediler.

 

            Müthiş bir kalabalık vardı.

 

            Tam dörtyolda, yerlere halılar serilmişti.

 

            Vaktiyle Bağ bekçilerine deştivan denirdi; Deştivan Ömer Ağa, iri yarı, elindeki tüfekle Atatürk’ün bacaklarına sarıldı.

 

            Burada söze giriyorum; Atatürk’ün tepkisi ne oldu?

 

            Ömer ağa sevgi gösteriyordu, diğer sevgi gösterisinde bulunanlar da vardı. Atatürk onlara sevgiyle karşılık verdi. Yanında iri yarı, büyük kumandanlar vardı. Kumandanlar bellerindeki tabancalarını tutuyorlardı.

 

            İzmir suikastı girişimi sonrası olduğu için Komutanlar tetikteydi.

 

            Atatürk’ün elinde baston vardı. Üzerinde pardesü gibi bir şey ve başında da fotör şapka.. Yerli kumaş giyilecek denmişti – Hep dışarıdan İngiliz, Avrupa kumaşları gelirdi.

 

            Evlerde fındık fıstık vs yenecek, çünkü yerli malı deniyordu. Yerli malına özendiriliyordu halk.

 

            Atatürk’ün açık kahverenginde çatmalı çatmalı yerli kumaştan elbisesi vardı üzerinde.

 

            Burdur’un ileri gelenleri, geri gelenleri hepsi oradaydı. Herkes karşılamaya gelmişti. Kalabalıkta Atatürk’e yakın olabilmek için bir itiş kakış vardı… Atatürk önde, Komutanlar etrafında.

 

            Ben çok yakından gördüm Atatürk’ü. Biz sokulduk Atatürk’e, çekilin çekilin dediler. Atatürk Çatalpınardan Burdur’a doğru ilerledi. Yol çok dardı.  Bir subay, Atatürk’e yaklaştı, “Paşam, Antalya yolu geride kaldı” dedi. Atatürk ve heyet hep birlikte geri döndüler. Elli, yüz metre kadar yol ayrımından uzaklaşmışlardı. Ani geri dönüşle, arkadaki kalabalıkta bir yığılışma oldu.

 

            O sırada Atatürk şapkasını çıkarıp halkı selamladı; “sıcak değil mi çocuklar” dedi.

 

            Evet paşam dedik.

 

            Atatürk kalabalıktan terlemişti. O zaman biryantin meşhurdu; saçları taranmış, parlıyordu. Saçları hafif griye bakan bir renkteydi

 

            Bu kadar konuştu, oradan Antalya yoluna devam etmiş.

 

             Bir laf çıkardılar, Atatürk Burdur’a kızmış da onun için Burdur’a girmemiş diye.

 

Doğru değil, Atatürk zaten Antalya’ya gidecekti.

 

            Sıralı 10 – 15 jeep vardı. Askerler seçmeydi. Jeeplerde bir tane şöfor, iki askerden muhafız vardı.

 

            Oyalanmadı, Antalya’ya gideceği için arabalarına bindiler. Kalabalıktan arabaya binişlerini biz göremedik.

 

             Mehmet Amca’nın Atatürk’ün Burdur’a ilk gelişiyle ilgili anısı böyle.  Israrla söylediği, Atatürk’ün Burdur’a kızarak girmedi, gitti söyleminin doğru olmadığı, dönüşte Burdur’a girmeyi planladığı içindir dedi. Arkasından Atatürk’ün Burdur’a ikinci kez gelişini ise bakın nasıl anlattı:

 

            İki gün sonra Antalya’dan geldi.

 

            Yine herkes karşılamaya gittik.

 

            Yollara halılar döşendi.

 

Çatalpınar’dan, sıkış tepiş kalabalıkla birlikte, Hükümet önündeki vali konağına kadar yürüdük. Kalabalık içinde Atatürk’ü bu sefer göremedim. Çok gerilerde kalmıştım.

 

Kadınlar ve kızlar yol kenarlarındaydı. Onlardan da karşılamaya gelenler olmuştu. Başı açık yoktu. Peçelerini zor attılar. Çarşaf giyiyorlardı. Ağaların beylerin kıyafetleri de entari şeklindeydi.

 

            Şimdiki Hükümet binasının bulunduğu yer, geniş bir alandı. Hükümet arkadaydı. Hükümet binası iki kat, onun da arkası çöplük.

 

            Atatürk hükümet önünde halka hitap etmiş. Ben duyamadım, göremedim, kalabalıktan göremedim.

 

            Öğretmen evinin yaşlı çam ağaçları altında Mehmet Amca’nın Atatürk’ün Burdur’a gelişiyle ilgili anlattıkları bunlardı.

 

            Ve bu günkü Burdur…

 

            Bir nesil önceki peçe ile gezen kadınlar, entari giyen ağalar, beyler.

 

            Kılık kıyafet devrimine neden hala karşı olunur. Neden Atatürk’e hakaret edilir?

 

            Bir düşünün, bir düşünelim isterseniz….

 

            Bu gün Atatürk Burdur’daydı. İki gün sonra yine gelecek…

 

            Mahir Öztürk

 

 

 



Tarih : 2004-03-02
Bu Yazı
513 Defa Okunmuştur.