|
ADIN KÖKENİ
Burdur ismi etimolojik kaynak bakımından çeşitli rivayetler ve efsanelerin çerçevesinde bir tül perdesine bürünmüştür.

Bir başka söylence
Tanrıların gazabına uğrayan ve Yunanistan'dan kovulan eski Yunan mitolojisindeki kahraman Ulis Akdeniz kıyılarında dolaşırken Antalya’ya ulaşır. Geceleri yolculuk yaparken kutup yıldızına bakar ve o yönde yol alır. Dolayısıyla kuzeye gider ve bir süre sonra bir göl ile karşılaşır. Tam o sırada göklerden bir ses, eski Latince olarak: “-Ezostas!” diye seslenir. Bunun Türkçe anlamı “burda dur!” demektir. Ulis emre uyarak gölün kenarında durur ve burayı yurt tutar ve yerleşir. Zamanla çoğalarak bir köy haline getirirler burasını. Adı da “Ezostas” olur. Devir devran değişir. Aradan yüzyıllar geçer. 11. yüzyılın başlarında, 1015’de Anadolu’ya göçebe Oğuz Türkmen aşiretlerinin akınları başlar. Yüzyılı bile bulmayan bir süre içinde Anadolu’nun her yanı toprakta karınca, suda balık kadar çok Türkmen aşiretince istila edilir. Oğuzlardan Selçuk boyu Anadolu’da egemenliği ve siyasal birliği sağlamaya başlayınca Burdur'u da ele geçirirler. Köyün ismi "Ezostas"ın, "burada dur" anlamına geldiğini öğrenirler. Buraya yerleşen Türkmen aşiretleri "Burada dur" kelimesini zamanla "Burdur" olarak telaffuz etmeye başlarlar ve bu kelime şehrin yeni ismi olur.
Bir başka söylence
İstasyon civarında, TMO’nin kuzey/doğusunda bulunan adı “Polydorion” olan höyüğün isminden türediği yönündedir. "Polydorion" eski Rumca'da "tarf taşı, taşlık yer" anlamına gelmektedir. Bizans döneminde de buraya "Polydorion" denilirdi. Bir rivayete göre "polydorion" sözcüğü önce "Polydor" olarak söylenmiş, daha sonra da "Burdur" olarak değişikliğe uğramıştır

Bir başka söylence
1071–1100 yılları arasında Kınalı aşireti Psidya’ya gelerek "Polydorion"a yerleşir ve çadır hayatı yaşamaya başlar. O civardaki bir başka aşiretin beyi, Kınalı aşiretini ziyareti sırasında ve 200 çadırın düzenli yerleşimi karşısında çok etkilenerek duygularını "-“-Ne güzel tirkemiş, ne güzel tirkemiş" sözleri ile ifade eder. Bu söz aşiret halkının dilinden düşmez ve "Tirkemiş" sözü “Polidorion”nun yeni adı olur. ”Çay kenarındaki düz alanda kurulan Tirkemiş, sel baskınlarından ve çevresindeki bataklıklar nedeniyle de sıtmadan etkilenirler. Aşiret reisi aile reislerini de yanına alarak yeni yer aramaya başlarlar. Yine çay kenarında Alan Pazarı mevkiinin yeni yerleşim merkezi olarak uygun olduğuna karar verilir. Aşiret reisi aile reislerini "Sen burada dur! Sen burada dur!" diyerek yerleştirir. "Burada dur" sözü zamanla aşiret halkı arasında "Burdur" olarak telaffuz edilmeye başlanır. Başka bir rivayete göre Burdur'un ilk sakinleri, yerleşmek için yer ararlarken, içlerinden bir heyet, uygun bir yer bulmak için bazı denemelere girişir. Ellerine bir ciğer alarak, göl kıyısına bırakırlar ve ikinci gün bakarlar ki, ciğer kokuşmuş. Başka bir ciğeri bugünkü bağ ve bahçelerin bulunduğu yere koyarlar ve bu ciğerde, üç gün sonra kokuşur. Buranın da yaşamaya elverişli olduğuna karar verilir.”Kimi kaynaklara göre Burdur yöresinin eski adı ‘Limobrama’ idi. ‘Limobrama’ kelimesi ‘göl kenti’ anlamına gelen ‘limonobria’ sözcüğünden türemiş, sonra da değişerek ‘Burdur’ olarak telaffuz edilmeye başlanmıştır.”Bir başka söylence, “Burdur şehrini kuran Türkmen boylarından Kınalı aşireti mensupları burayı bulduklarında, bölgenin güzelliği karşısında ‘Cennet buradadır’ demişler ve ‘buradadır’ sözü zamanla halk arasında ‘Burdur’ haline dönüşmüştür.” olmadığını gören heyet, bu defa ciğeri bugünkü Ulu Cami'nin bulunduğu yere koyarlar. Ciğer burada sekiz günde kokuşur. Bu olay üzerine en sıhhi ve elverişli yerin burası olduğunu anlayarak, "Burada durulur" derler. Bunun üzerine şehrin adı "Burdur" olur. Rivayete göre Selçuklular, Anadolu'yu ele geçirip Konya'yı başkent yaptıkları sırada, Selçuklu Sultanı bir düş görür. Düşünde atalarından biri ona; "Er geç bu toprakların tümü senindir. Yarından tezi yok, atını güneybatıya sür. Biz sana dur deyinceye kadar ilerle!" der. Sultan atına atlar, yollara düşer. Pek çok yeri ele geçirir. Bir gün ilerlerken "Burada dur" diye bir ses duyar. Düşünü hatırlayarak durur. Durduğu yerde bir kasaba kurulur. Adı da "Burada dur"dan esinlenerek "Burdur" olur. Halk arasında anlatılan bir rivayete göre de, Horasan'dan Anadolu'ya göç eden bir Türkmen aşiretinin âmâ yaşlı reisi vardır. Aşiret, şehrin şimdiki bulunduğu yere geldiğinde yaşlı reis oğluna seslenir: "Oğul burnuma güzel kokular gelir. Anlaşılan burası hem sulak, hem de bağlık bir yerdir. Burada dur, burada ilini kur!" der. Bu yerin adı da zamanla "Burdur" olarak değişir.
Osman Gazi dönemine ait bir rivayete göre ise; Burdur şöhretli bir devlet ileri geleninin ismidir. Burdur yöresi o güne kadar "Türkmen Halis" ismiyle anılmıştır. Burdur’un Osmanlı Devleti hâkimiyeti altına girmesi ile Osman Gazi'nin hizmetinde ve soylu bir kimse olan "Burdur" ismindeki zatın ismine izafeten, ele geçirilen şehre "Burdur" ismi verilmiştir. Osmanlı dönemine ait diğer bir rivayette, Yavuz dönemine aittir. Yavuz saltanat kavgaları dolayısıyla Teke Beyi Kasım'ı takip kumandanı olarak, Burdur'da olduğu bilinen kardeşi Korkut’u yakalamak için gönderir. Teke Beyi Kasım halkı halen "Sultan Ere (Sultan Nerede?)" ismiyle anılan derede toplar ve halka Korkut Han'ın nerede olduğunu sorar. Halkta cevap olarak "Buradadır" der. "Buradadır" sözü zamanla "Burdur" olur. Burdur kelimesinin "Bordür"den geldiği söylenir ki, bor bir nevi tarf ve topraktan müteşekkil bir saha olması itibariyle, civardaki Uluborlu ve Keçiborlu taraflarındaki halk Burdur ve civarını kastederek "orası da bordur" yani "buralar gibidir" şeklinde bir ifade kullanmışlardır. Bu söyleyiş zamanla "Burdur" şekline dönüşmüştür. Burdur isminin halen dilimizde kullanılan ve caddelerin kenarlarındaki taşlara verilen isim bordürden geldiği de rivayet olunmaktadır. "Burdur" isminin "Burada dur"dan geldiği, bu deyimin yer aldığı rivayetlerin fazlalığından anlaşılmaktadır. Ancak bu rivayetlerin sadece Selçuklular dönemine ait olanlarının doğruluk payı büyüktür. Zira Hamidoğulları zamanında (1325 yılında) Burdur'a gelen ünlü Arap seyyahı İbn-i Batuta Burdur'un ismini ( Birdir ) olarak yazmıştır.
(Tarım İl Md. web sitesinden yararlanılmıştır.)
Tarih :
2007-03-26
Bu Yazı
283 Defa Okunmuştur. |