CUMHURİYET MİTİNGİNE KARŞI TAVIRLAR
KESK'in Cumhuriyet mitingine katılmama kararına KESK'e bağlı sendikalar tepki gösterdi. Sendikalar, memurları KESK'li Kamu Emekçileri pankartı altında Tandoğan'a çağırdı.
KESK'in mitinge katılmama kararına karşı, KESK'e bağlı sendikaların 15 yöneticisi, gazete ilanıyla mitinge katılacağını açıkladı. Sendika yöneticileri, gericiliğe, irticaya karşı, tam bağımsız Türkiye diyen, demokratik ve laik, sosyal hukuk devletinden yana olan tüm Kamu Emekçilerini Cumhuriyet Mitingi'nde KESK'li Kamu Emekçileri parkartı altında buluşmaya çağırdı.
Kamu emekçilerini mitinge katılmaya davet eden sendika üyeleri şunlar: KESK MYK Üyesi Kamuran Karaca, Eğitim Sen MYK Üyesi Ali Berberoğlu, KESK-Eğitim Sen Sendikal Birlik Sözcüsü Hasan Fahri Vural, Tüm Bel Sen Genel Başkanı Vicdan Baykara, Tüm Bel Sen MYK Üyesi Tekin Araç, Tüm Bel Sen MYK Üyesi Levent Metin, tüm Bel Sen MYK Üyesi Necat Uludüz, Tarım Orkam Genel Başkanı Sezai Kaya, Tarım Orkam Sen MYK Üyesi Şükrü Durmuş, Birleşik taşımacılık Sendikası MYK Üyesi Dursun Ertürk, Büro Emekçileri Sendikası Şenol Köksal, Büro Emekçileri Sendikası Saim Güzel, Birleşik Taşımacılık Sendikası Ankara Şube Başkanı Ali Mustafa Yıldırım ve Birleşik Taşımacılık Sendikası Ankara Şube Recep Tefenli.
13 Nisan/Ulusal Kanal

Sivil toplum örgütlerindeki ibretlik tutumlar
Benim de yazı verdiğim, bu yazının sonunda ilişimini göreceğiniz bir sanal gazetede 13 Nisan tarihinde Feyzullah ÖZTÜRK isimli bir yurttaşımızın bir makalesi yayınlandı. Milyonlarca kamu çalışanının örgütlü bulunduğu çeşitli kitle örgütlerinin çeşitli siyasal tavır ve tutumlarını, emperyalizme nasıl alet olduklarını ortaya koyan bir yazı olması nedeniyle köşeme aynen alıyorum; bazı çevrelerin gözlerini açar belki diyerek. Ara başlıklar tarafımızdan konmuştur.
***
“Ne Şeriat Ne Darbe!” sloganı gericiliğe
hizmet etmektedir
“TMMOB ve KESK yönetimini bulunan kliğin, Cumhurbaşkanlığı konusundaki açıklamaları, gericiliğe karşı bir tavır almayı değil, "ne şeriat ne darbe" lafı arkasında gericiliğe desteği içeriyor. Bu baylar, Cumhurbaşkanlığı konusundaki tartışmalarda, ABD ve AB emperyalizminin açıkça AKP de temsil edilen işbirlikçi dinci gericiliği desteklediğini görmezden gelerek " toplumun laik anti laik saflaşmasına itildiğini, emek ve meslek örgütlerinin bu saflaşmanın dışında" olması gerektiğini belirtiyorlar. Açıklamanın devamında; bir yığın doğruyu sıraladıktan sonra baklayı ağızlarında çıkarıp "Biz; gericiliği toplumun ve devletin her zerresine yerleştirmek ve kurumsallaştırmak isteyenlerle, IMF ve ABD'nin emirlerini harfiyen yerine getirenlerle darbeci generaller arasından bir tercih yapmak zorunda değiliz."diyerek asıl niyetlerini ortaya koyuyorlar.”
“Ne Sam Ne Saddam!” sloganı da emperyalizme hizmet etmekteydi.
“Biz bu söylemi Irak’ın ABD tarafından işgali sırasında aslında ABD'ye arka çıktığı daha sonra iyice berraklaşan " NE SAM NE SADDAM" sloganından hatırlıyoruz. Dün bunu söyleyip, sureti haktan gözükerek ABD emperyalizmine arka çıkanlar, bu günde aynı yaklaşımla ABD uşağı dinci gericilerle el ele Cumhuriyet Devrimlerine karşı tavır almaktadırlar. Bu baylar ABD ve AB büyükelçilerinin peşinde cenaze yürüyüşlerini organize temekten sıkılmazlar ama iş ülkenin bağımsızlığını, cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarını savunmaya geldiğinde " darbeci generallerle" yan yana duramazlar. AB fonlarından elde edilen kaynaklarla emekçilere AB ile uyum öğretilerek, "Emeğin Avrupa’sı" parlatılır. Üstelikte bunu emekten, aydınlanmadan yana "SOLCU" "ILERICI" sıfatıyla yaparlar. Bu sıfatla da 14 Nisan 2007 Cumhuriyet mitingini düzenleyenleri ve katılımcılarını darbecilikle suçlarlar. Bilumum dönekle, liboşla, Soros çocuğuyla ve şeriatçılarla omuz omuza duran bu baylara bulundukları yerleri hatırlatmak gerek.”
“Bu bayların solculuğu, ilericiliği ‘AB’ normlarınca belirlenmiştir.” ”Onlar AB emperyalistlerinin (aslında ABD'nin) izni ölçüsünde solcudur, ilericidir. Bu bayların vatanla, emekle, emekçiyle ilintisi kalmamıştır. Ülkemizin Mimar Mühendis Örgütü, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Tabipler Birliği Merkez Konseyi…” hem ülke hem de tabanlarının çıkarlarıyla savaş haline gelmişlerdir.”
Eğitim-sen de aynı anlayıştaki bir klik tarafından yönetilmektedir
“Belki de en acısı en büyük öğretmen sendikası (Eğitim Sen) bu gün bu anlayışları savunan bir kliğin yönetiminde, hem ülkemize hem de örgüt mensuplarına karşı bir mevzilenme içine girmiştir. Kendisine; cumhuriyetçiyim, laiğim, yurtseverim, ilericiyim, solcuyum, devrimciyim, sosyalistim diyenlerin bu duruma tahammül etmesi düşünülemez. Örgütlü bir avuç "AB solcusu"nun karşısına gene örgütlü bir şekilde çıkarak, Türkiye’mizin bu koklu kitle örgütlerini yeniden, Anti Emperyalist, Tam bağımsızlıkçı, Ulusal Devleti ve çıkarlarını gözü gibi savunan, mesleki ve akademik çıkarları için bütün kitlesini birleştiren, gerçekten demokratik kitle örgütleri haline getirmek ertelenemez bir görevdir.” http://solbirlik.net/yazar.asp?yid=78 Ankara 13 Nisan 2007 Feyzullah OZTURK
Bu yazı Burdur gazetesinde yayınlanmıştır.


Eğitim-Sen’i “Ermeni soykırımı emperyalist bir
yalandır” demeye çağırıyoruz.
Bir makalemizdeki Eğitim-Sen’in, Dink’in cenaze töreninde takındıkları ve milletleşme, büyük millet olma sürecine zarar veren tutumlarını eleştirmem üzerine sendikanın Tokat şubesinin başında bulunan kibirli, küstah ve kendini bilmez unsurun cehaleti üzerine çok düşündüm, yanıt verip vermem konusunda… Tehditleri olmasa gene de görmezden gelecektim.
Bir kere, açıklama yazısının cümle düşüklükleri ve gramer bozukluklarıyla kötü bir Türkçesi olan bir öğretmeni yadırgadığımı belirtmek isterim. Halkın çocuklarını öncelikle güzel ve yaşayan Türkçe öğretmeleri için teslim ettiği eğitim çalışanlarındaki bu kötü Türkçeye teessüf ederiz.
Sayın başkanın kendinden büyük ve amacını aşan isnatlarına ve cahilliklerine yanıt vermezden önce Eğitim-Sen hakkında birkaç söz etmek isteriz:
Eğitim-Sen, zamanında Türkiye eğitim ve bilim emekçilerinin umut vaat eden en büyük örgütüydü. Her ne kadar grevli toplu sözleşmeli bir sendika olmadığından görüşme masasındaki yetkisi sınırlı da olsa, eskiden yetkinin de sahibiydi.
Ancak, eğitim ve bilim emekçilerinin aidatlarıyla terörist başının hapisten çıkan destekçilerine ziyafetler çeken; sendika genel sekreterinin terörist başının televizyonu olduğu söylenen ve yurt dışından yayın yapan Roj-TV’ye çıkarak röportajlar veren; böylece Kürt milliyetçiliğinin kuyruğuna takılan; “anadilde eğitim” gibi, Anayasa’da değiştirilmesi bile önerilemeyen Cumhuriyetimizin temellerini oluşturan değerleri kamuoyunda tartışmaya açmayı öncelikleri arasına alan; ÖDP gibi “Soros solcusu” partilerin kuyruğuna takılarak örgütsel bağımsızlığını kaybeden; bayrak, İstiklal Marşı, devlet gibi ulusal değerleri “burjuva değerler” diye çöpe atan; büyük devrimci Atatürk’e “burjuva önderi” diye halkın gözünden düşüren; dünyada emperyalist bir blok oluşturan AB emperyalizminden Türkiye’ye demokrasi ve özgürlükler geleceği hayaliyle eğitim ve bilim emekçilerini kandıran; kısacası bu ve benzeri demokrasi, halk ve özgürlükler düşmanı ve emperyalizme bağımlı çizgisinden dolayı tarihimizde ilk defa olarak eğitim ve bilim emekçileri toplu- görüşme yetkisini, dolayısıyla önderliğini sol diye diye sağa kaptıran bir klik tarafından yönetilmektedir.
Sayın başkan, yanıt yazısında “bizim yapacak çok, ama çok işimiz var” diyordu. Tevekkeli yapacakları işler yukarıda sayılmıştır. Ve “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” demek istemektedir.
Bizim Eğitim-Sen ile bir alıp veremediğimiz yoktur. Bizim eleştirdiğimiz ve mücadele ettiğimiz yukarıda belirlediğimiz Türkiye düşmanı politikalarıyla yönetime musallat olmuş olan mevcut zihniyet; böyle bir zihniyete sahip olan yönetici kliktir.
Halka ve ülkeye zarar veren, emperyalizme ve yerli gericiliğe hizmet eden bütün zihniyetler ve örgütler İşçi Partisi ve Genel Başkanının muhatabıdır; yakalarını asla bırakmayız.
Siz yukarıda da belirttiğimiz gibi, antiemperyalizmden uzaklaşmanız ve diğer yanlış politikalarınız nedeniyle gitgide küçülen bir örgütsünüz. Size atıfta bulunarak biz nasıl büyüyeceğiz; anlaşılır gibi değil!
Sizler ve örgütünüz ayet misiniz, yoksa kutsal kitap mısınız; eleştirilemez sayıyorsunuz kendinizi ve hapis cezasıyla korkutuyorsunuz. Başkan işte burada “ödüm” patladı desem yeridir; çok korktum. Şunu kafanıza sokun lütfen; bizleri hapisle korkutamazsınız. Bizler vatan ve milleti savunurken gelecek olan hapis cezasını da askere gider gibi davul zurnayla karşılarız.
Sayın başkan, beni ve bizi kodese gönderecek anasının karnından henüz doğmadı. İl örgütüm ve genel olarak İşçi Partisi, ABD ve AB emperyalizmine ve yerli işbirlikçisi Haçlı irticaya karşı haklı bir mücadelenin içinde bulunmaktadır. Esas hapisten ve cezadan korkacak olan AB’den fonlananlardır. Esas korkması gerekenler genel başkanınızın söylediği gibi, örgütlerinizden biri tarafından yabancı bir devlete “Türkler, Ermeni soykırımı yapmıştır.” Diye rapor vermiş ki, Lozan mahkemesinde Türkiye’yi ve Türk milletini tek başına kahramanca savunan Doğu Perinçek’in önüne konan bir ihanet raporunu yazanlardır. Esas korkması gerekenler, emperyalistler tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir “savaş yürüyüşü”ne dönüştürülen Hırant Dink’in cenaze töreninde “Hepimiz Ermeni’yiz!” diye büyük millet olma sürecine darbe vuran sloganları bağıranlardır.
Bir kere Sayın Genel Başkanım Dr. Doğu Perinçek İsveç’te değil, İsviçre’de, Lozan’da yargılanmıştır. Bunu da cehaletinize veriyoruz.
Gerek Sayın Genel Başkanınızın demecinde olsun, gerekse Genel Sekreterinizin vermiş bulunduğu bir cümlelik yazılı belgede olsun, asla “Türkler, Ermeni soykırımı yapmışlardır” şeklinde bir rapor ya da proje hazırlamadıklarını söyleyememektedirler; sendika “yetkili kurulları”nda sözde Ermeni soykırımıyla ilgili herhangi bir proje ya da rapor hazırlanmadığını, ancak herhangi bir taşra örgütünün bunu hazırlamış olabileceğini açıkça belirtmektedirler. Parayı veren bayrağı diker. AB fonlarından afyonlanırsan ister istemez bu tür devlet ve millet düşmanı raporlar da hazırlarsın…
Şimdi, Sayın Kenan Işık;
"İP ve Genel Başkanı emperyalist merkezler ve onların memurları ile mücadele edip onları dize getiriyor. Haklı eleştiri ve uyarılar karşısında durup düşünmek ve kendine çeki düzen vererek milletine layık sendikacı ve eğitimciler olmak yerine ulusal davalarda cansiperane mücadele eden Perinçek'e hakarete yeltenmek kimin ekmeğine yağ sürüyor..."
Ve Eğitim-Sen'i “ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR, VATANIMIZI SAVUNDUK” demeye davet ediyorum. Vatan ve millet yolunda halkın Eğitim-Sen’den böyle bir talebi vardır.
Bu makale TOKAT Hürses gazetesinde Ali Yönel imzasıyla yayınlanmıştır.

Tarih :
2007-04-14
Bu Yazı
1435 Defa Okunmuştur. |