
EĞİTİMDE SOROS PARMAĞI
Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri Ahmet Azizoğlu eğitimde tehlikeli gelecek hazırlıkları yapıldığını, gelişmelerde SOROS’un isteklerinin etkili olduğunu vurguladı.
Ortadoğu gazetesine önemli açıklamalarda bulunan Azizoğlu, “ders kitaplarında – İnsan Hakları eğitim Projesi- adı altında SOROS vakıflar ağının bir parçası olan OSI’nin isteği doğrultusunda hazırlanan programa MEB yetkilileri ve Doç. DR. Hüseyin Çelik olmak üzere destek vermişlerdir. Dolayısıyla söylediğimiz kurum ve vakıflara MEB de dâhil olmaktadır” dedi.
Bulgular ve yapılması gereken değişikliklerin öncelikle mevcut iktidara anlatıldığını ifade eden Azizoğlu, “ yaygın medya aracılığıyla konu parça parça kamuoyuna Soros’un istediği bir dille ve mantıkla verilmiş. Milli Eğitim Bakanı “milli olmayan” bir eğitim önerisini kendine has kullanımı ile kamuoyuna Soros destekli programlarla anlatmış, anlatmaktadır” diye konuştu.
Soru: KKTC’de okutulan kitaplar yeniden yazılıyor ancak bu kitaplarda tarihi bilgilerden çok Hıristiyanlık ve kültürel öğelere yer veriliyor. Sizce KKTC eğitim sisteminde neler yaşanıyor?
Ahmet Azizoğlu: Bu günlerde gazete köşelerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihi olgularının ve hafızasının değiştirildiği yer almaktadır. “Kıbrıs Türkleri’nin Anadolu Kökleri, Rumların Türklere yaptığı katliamlar, KKTC’nin niçin ve nasıl kurulduğu, Dr. Fazıl KÜÇÜK ve Rauf DENKTAŞ’ın hizmetleri ders kitaplarından çıkartılmıştır.
Bunu yapanlar amaçlarını da gizlemiyorlar. Onlara göre Ada’da kendini Türk hisseden unsur kalmasın, Ada’da yaşayanlara (Adalı) Kıbrıslı denilsin. Okullarda yetişen gençler gelecekte ben Türk’üm yerine “Ben Kıbrıslıyım” daha da ilerisi “Ben Rum’um” desin. Dahası, bu belleği, şuuru yok etmek isteyenler Kıbrıs’ı Giritleştirip “Orada bir zamanlar Türkçe konuşan, kendilerine Türk denilen İnsanların bulunduğu bir ada vardı; ama şimdi Girit gibi orası da Yunan Adası oldu.” amacını gütmektir.
Soru: Avrupa Birliğinin kitapların hazırlanmasındaki rolü nedir?
Ahmet Azizoğlu: AB 2004 yılında KKTC’ye bir heyet gönderdi. Bu ekip KKTC’den milli tarihin müfredatlardan çıkarılmasını istedi. İki halkın yakınlaşması ve kaynaşması için sosyal içeriği fazla ve ortak yönleri vurgulayan kitap yazılmasını istediler. Rumlar bu teklife sıcak yaklaşmadılar. KKTC’de bir komisyon kuruldu. AB’den gelen heyet, kitapların hazırlanması konusunda seminer vererek içerikle ilgili tavsiye ve yönlendirmelerde bulundular. Seminere katılan Titiana Milko ve Susan Bennet. yaptıkları önerilerde “ Rumlarla barışın gerçekleşmesi için milli tarihinizi kitaplardan silin, onun yerine karşı toplumla asgari müştereklerde birleşin ve müşterek bir Kıbrıs tarihi oluşturun” dediler.
· Bu semineler sonunda hazırlanan, orta öğretimde okutulan tarih kitaplarında tarih konuları olabildiğince az verilerek milli tarih görmezlikten gelinmiş. İslam dini geçiştirilmiş Hıristiyanlık dini ( mezheplerle birlikte ) ve bu konulara ait resimleri ile geniş geniş anlatılmış. Hatta Lise 1 kitabında “Kıbrıs’ta Osmanlılar” başlığı altında tek bir müftünün tanıtımı verilmezken 5 papazın resmi konulmuş. Resmen Hıristiyanlığın propagandası yapılmış
KKTC Orta1, orta 2 ve orta 3 sınıflarında okutulan ders kitaplarının hazırlanmasında Rum Yazar Vassos Karageorghis’in ‘kition, MYcenaean and Phoenican Diskoveries in Cyprus–19767 isimli kitabından alıntı yapılıyor. Kıbrıs Rum Öğretim üyesi Petros Papalyviou, Rum tarafında yayınlanan bir gazetede söz konusu kitapların Rum yazardan alıntı olduğunu belirtiyor.
Kitapta Sevr anlaşmasına atıf yapılarak “artık Osmanlı yoktu. Türkiye Cumhuriyeti’nin de Lozan’la birlikte Kıbrıs üzerindeki söz hakkı kalkmıştı” deniliyor.
Kitapta Atatürk’ten bahsederken sadece “Kemal” olarak yazılıyor.
Soru: Kıbrıs’ta iktidarın eğitim sistemine müdahale ettiğini biliyoruz peki Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Sisteminde ne gibi değişiklikler yapılıyor?
Eğitime, Eğitene ve programa dikkat edelim.
Ahmet Azizoğlu: Bu tür çalışmalar 2002 yılında Türkiye Cumhuriyetinde de başlatıldı. Bugün de devam ettiriliyor. Çalışmalar, İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi’nin organizesinde Açık Toplum Enstitüsü’nün mali desteği ve yönlendirmesiyle yürütülmektedir.
Açık Toplum Enstitüsü kurucusu ABD’li spekülatör, para satıcısı Corc SOROS; başka ülkelerin toplumsal yapılarını değiştirmek, İngilizceyi ve İngiliz, Amerikan Kültürünü dünyada hakim kılmak, küresel düzeyde açık toplumun, küresel sermayenin hizmetinde kullanılmasını sağlamak amacını gütmektedir.
SOROS Vakfı amacını gerçekleştirmek için, ülkelerde bir takım sivil toplum örgütleri kurduruyor ya da kurulmuş sivil toplum örgütlerine mali destek vererek kullanıyor. Dahası, borsalarında parası bulunduğu ülkeleri tehdit ya da yöneticilerini parasal etki altına alarak resmi eğitim programlarında değişiklik yaptırarak, milletlerin öz benliklerinin unutturulmasını hedefliyor.
Soru: SOROS, Bunları Ülkelerde Nasıl Yapıyor?
Ahmet Azizoğlu: Önce ülkelerin eğitim programının değiştirilmesi gerektiğine dair o ülkede kamuoyu oluşturuyor. Bunun için sivil toplum örgütleri ve yaygın medyayı kullanıyor.
· İnsanları devletle çatıştırıyor. Bunun için devletin baskıcı ve otoriter olduğuna dair yandaşlarına açıklamalar yaptırıyor. İnsanların devlete isyan etmelerinin sağlanması için eğitim programlarının değiştirilmesi gerektiğini yaygın medya aracılığıyla işliyor.
· Kamuoyu baskısıyla etkisi altına aldığı iktidarlarla, bir takım SOROS destekli sivil toplum kuruluşların iş birliği yapmasını (diyalog oluşturmasını) sağlıyor.
· Diyalogun bir sonucu olarak kendisine özgü eğitim programını ülkenin karar vericilerine dikte ettiriyor.
· Ülkelerde uygulatmaya çalıştıkları programın sürecini izliyor. Sonucunu almak için aynı örgütler ve iktidarlarla işbirliğini devam ettiriyor.
SOROS Vakfı, Türkiye’nin toplumsal yapısını ve milli kimlik bilincini değiştirmek için otuza aşkın proje ve uygulattırdığı sivil toplum kuruluşlara mali, siyasi ve küresel destek sağlamaktadır.
Bunlardan bazıları; Fert İçin Sivil Koordinasyon Derneğinin “Gezici afet eğitimi merkezi”, Anadolu Kültür’ün “Anadolu Kültür Odakları Projesi”, Anadolu Halk Kültür Vakfının “Görünen Köy Projesi”, Ankara Sinema Derneğinin “Gezici Avrupa Filmleri Festivali”, Anne Çocuk eğitim Vakfının “Okul öncesi Eğitim ve işlevsel yetişkin okur yazarlık ve kadın destek programları” , Bağımsız Türkiye Komisyonunun “Avrupa’da Türkiye Çalışması” , Batman Kadın Merkezinin “Kadının İnsan Hakları eğitimi projesi”, Bilgi Üniversitesinin “Avrupalı Türkler araştırması”, Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Kuruluşları Eğitim ve Araştırma Birimi, Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi
Destek verdiği ve programlarını uygulattığı dernek ve vakıflarının bazılarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafında kamu yararı gözetimi kapsamında olanlardır. Hatta TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) gibi kanun hükmünde kararname ile kurulan resmi kurumlar da var. Amacı; gençleri bilim ve araştırma alanına yöneltmek olan kurum SOROS vakfının istemi ve mali desteği doğrultusunda Türkiye’de gençlerin okullarda okuduğu ders kitapları üzerinde araştırma yapmış. Bulguları ise Türk çocuklarının milliyetçi bir kimlikle yetişmesi, Atatürkçülüğün ve Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ve yaşaması felsefesinin yanlış öğretildiği olgusu olmuş.
Değiştirilmesi için de derhal çalışmalar yapılması gereği duyulmuş, uygulayıcı olarak da Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı seçilmiş.
‘Ders Kitaplarında İnsan Hakları Eğitimi Projesi’ adı altında SOROS vakıflar ağının bir parçası olan OSI ( Acık Toplum Enstitüsü)’nin isteği doğrultusunda hazırlanan programa MEB yetkilileri başta Doç. Dr. Hüseyin Çelik olmak üzere destek vermişlerdir. ( önsöz:1/11) Dolayısıyla yukarıdaki kurum ve vakıflara MEB de dahil olmaktadır.
Bulgular ve yapılması gereken değişiklikler öncelikle etkiledikleri mevcut iktidara anlatılmış. Yaygın medya aracılığıyla konu parça parça kamuoyuna Soros’un istediği bir dille ve mantıkla verilmiş. Milli Bakan, Milli olmayan bir eğitim önerisini kendine has kullanımı ile kamuoyuna SOROS destekli programlarla anlatmış, anlatmaktadır.
Soru: Nelerin Değişmesi İstenmektedir?
Ahmet Azizoğlu: Ders kitaplarında yer alan “Milli Değerler” açık ya da üstü örtülü bir biçimde “öteki” toplum ve kültürler aleyhine yüceltilmemeli özellikle farklı kültürlere, farklı dinlere, inançlara, başka ülkelerin tarihlerine, coğrafyalarına, kültürlerine, başta komşu ülkeler ve Avrupa ülkeleri olmak üzere daha çok yer verilmelidir.
· Ders kitaplarında mümkün olduğunca milli kimliği ön plana çıkartan cümle ya da kelimelerden kaçınılmalıdır. Tarih anlatırken (düşman işgalci) gibi kavramlara yer vermemelidir.
· Lise, Türkçe ve edebiyat kitaplarında Türkiye’de konuşulan tek bir dil olduğu öğretisinin insan hakları açısından sakıncalı olduğu belirtilmelidir.
· Hemen her ders kitabında Atatürk’ten alıntılar yapılmaktadır. Bunun yerine yazarlar, dünyanın başka liderleri ve insan hakları savunucuların sözlerinden bahsedilmelidir.
· Kitaplarda özcü bir şekilde tanımlanan milliyetçilik, farklı kültürlerin engellenmesine neden olmaktadır.
· Türkiye’de milli eğitimin temelini Atatürkçülük ve milliyetçilik oluşturmaktadır. Örnek, “Milli birlik ve bütünlüğümüzün vazgeçilmez unsurlarının başında gelen Türk dilinin sevdirilmesine çalışmak” sözlerinin yer alması başka kültürlerin gelişmesini engellemektedir.
· “Milli stratejimizi, milli hedeflerimizi ve milli menfaatlerimizi bilmek ve bunlara karşı olan unsurlarla mücadele etmesini kavramak” kazanımı güncel politika içermektedir. Buna benzer kazanımlar çıkartılmalıdır.
· Coğrafya kitaplarında yeteri kadar azınlıklar ve azınlıkların yaşadığı yerlerden bahsedilmemektedir. Farklı diller ve farklı dinler görmezlikten gelinmektedir.
· Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde Hazreti Peygamber, Atatürk gibi otoriterlere dayalı dini anlatımlarda bulunulmaktadır. Bu da farklı dinler ve otoriterlerin tanınmasını engellemektedir.
· “Herkes, Anayasamıza göre devlet ve millet bütünlüğünü bozmadığı sürece özgürdür.” Sözü kitaplardan çıkartılmalıdır. Çünkü, bu söz farklı devlet kurma ve millet oluşturma düşüncesinde olanları engellemektedir.
Soru: Türkiye’de tarihimizi unutturacak kimliğimizi unutturacak değişiklikler nasıl yapılıyor?
Ahmet Azizoğlu: Bu kurumların MEB’den isteği, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde yer alan hak ve özgürlükleri doğrudan veya dolaylı bir biçimde ihlal eden bu tür ifadeler kitaplardan hiç vakit kaybetmeden çıkartılmalıdır.
Bu çalışmanın öncesi ve sonrasını dikkatlice incelemek gerekir. Başta MEB’de program değişikliği yapılmasını isteyenler SOROS ve Britiş Kansıl (British Council) kaynaklı çalışmanın neresindeydiler. KKTC tarih programının değiştirilmesinin gündeme geldiği şu günlerde Türkiye Cumhuriyeti Eğitim programlarında yapılan değişimleri, aktörlerini ve onlarla ortak çalışan kimlikleri hatırlatmak, bilgileri paylaşmak istedik.
O yıllarda programlarda çalışan ve kitap yazımında bulunan arkadaşlarımız, bu gelişmelere ve sürece tanık olmuşlardır. Onların itirazları sonucunda SOROS destekli hedeflerin bir kısmının uygulanması programlarda yer almamıştır. Ancak adı geçen kurum, programlarda yapamadığını MEB’deki kadrolaşma ve hizmet içi eğitimlerdeki baskıcı telkinleriyle uygulatmaktadır.
Bunun sonucunda öğrencilerin belleklerinden Türkçülük ve Milliyetçilik kavramlarının silinmesine, bu iki kelimenin ırkçı bir kelime olduğu yönünde eğitim verdirilmesi için programlar hazırlattırmaktadırlar.
Kaynak ilişim:
http://www.kamusen.net/mevzuat.asp?haber_id=1448
Tarih :
2007-07-13
Bu Yazı
1293 Defa Okunmuştur. |