Seçimin galibi, ABD ve AB emperyalistleri, Haçlı irtica ve bölücülüktür.
22 Temmuz 2007 Seçim Sonuçları Üzerine
Dr. Doğu PERİNÇEK
İP Genel Başkanı
Seçimin hemen arkasından seçimin derin ve devrimci bir değerlendirmesi İP Genel Başkanı Dr. Doğu PERİNÇEK tarafından yapılmıştır. Düzenleme ve ara başlıklar tarafımızdan konmuştur.
I. OLGULAR
Seçimi ABD ve AB ile Haçlı irtica ve bölücülük kazanmıştır
1. Seçimi ABD ve AB kazandı. Seçimin galibi, ABD ve AB emperyalistleri, Haçlı irtica ve bölücülüktür. Türkiye’nin altına mayın döşetenler seçimi kazanmış ve ellerine bombaları verdiği bölücüleri de herkesin gözü önünde Meclise sokmuşlardır. Türk milleti, yüzde 92 oranında ABD tehdidine karşıdır. Seçmen ise, ABD işbirlikçilerini seçmiştir. Görülmektedir ki, Türk milleti ile seçmen, karşıt eğilimler içine girmiş, karşıt cephelere konumlanmıştır. Millet, millet bilincine sahip olan yurttaş topluluğudur. Seçmen ise, seçme hakkı olan herkestir.
Halk hareketine karşı ABD emperyalizminin yanıtı
2. Halk hareketine karşı ABD’nin cevabı. 14 Nisan Tandoğan Mitingi ile başlayan ve 9 Haziran’da İşçi Partisi’nin Diyarbakır Birlik ve Kardeşlik Mitingi’nde doruğa yükselen büyük halk hareketine, emperyalizm 22 Temmuz’da cevap vermiş olmaktadır. Şimdi taarruzda olan emperyalizmdir.
APO Meclis’te grup kurdu
3. Apo Mecliste grup kurdu. ABD, planladığı üzere PKK’yı yasallaştırma hedefine ulaşmıştır. Meclise 20 kadar Apocu ve 40’ın üzerinde Barzanici sokulmuştur. Apo’nun İmralı’da hapiste tutulması, görüntüdür. Abdullah Öcalan, Meclis’te grup kurmuştur. Böylece Apo’nun 1999 yılında CIA tarafından Türkiye’ye teslim edilmesiyle başlayan senaryo uygulanmaktadır. Çok dikkat çekicidir: MHP, Apo’yu idama mahkûm eden Mahkeme Başkanı Turgut Okyay’ın adaylık talebini reddetmiş, buna karşılık idama mahkûm edilen Apo’nun emrindeki 20 PKK’lı Meclise sokulmuştur. Sistem, yurtseverliği dışlamakta, bölücülüğü doruklara çıkarmaktadır. Sistem, Apoları bağrına basmakta, bu vatan için canını ortaya koyanları ise kenarlara sürmektedir.
AKP-PKK-Barzani koalisyonu oluşmuştur
4. AKP-Barzani-PKK koalisyonu oluştu. AKP, Barzani ve PKK, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne bağlanarak aynı cephede buluşmuşlardı. Bu buluşma seçim öncesinde ittifaka dönüştü PKK, bağımsız adayların olmadığı yerlerde, oyları AKP’ye verdirdi. AKP-Barzani-PKK ittifakı, şimdi hükümet ortaklığına dönüşmektedir.
İP’nin dâhil olmadığı bir meclis Türkiye’nin felaketi olacaktır
5. Hükümet de muhalefet de ABD’nin denetiminde. ABD, yalnız Büyük Ortadoğu Projesi görevlisi Tayyip Erdoğan ile Abdullah Öcalan ve Barzanileri değil, ABD'nin stratejik memurları olduklarını iftiharla açıklayan Baykal ve Devlet Bahçeli’yi de avucunun içine almış bulunmaktadır. İşçi Partisi'nin olmadığı bir meclisin, Türkiye için felaketlere yol açacağı öngörüsü, ne yazık ki artık geçerlidir.
Meclis, Türkiye2yi bölme meclisi oldu
6. Türkiye’yi Büyük Bölme Meclisi kuruldu. İstiklâl Savaşı’yla yendiğimiz ve yıktığımız kuvvetler Meclisi ele geçirmiştir. Bu Meclis, Türkiye’yi bölmenin meclisidir. Bu meclisin adının Türkiye’yi Büyük Bölme Meclisi olarak değiştirilmesi gerçeklere uygun olur. Halk, önümüzdeki dönem kurtuluşu kaçınılmaz olarak meclisin dışında arayacaktır.
ABD, halk hareketini CHP ve MHP üzerinden
denetleyip yönlendirmektedir
7. ABD, halk hareketini CHP ve MHP üzerinden denetliyor ve yönlendiriyor. Halk, meydanlarda “Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye” sloganıyla ayağa kalktı ve emperyalizme meydan okudu. ABD, bu halk hareketini CHP’yi kullanarak denetim altına almaya ve yönlendirmeye çalıştı. Bunda kısmen başarılı da oldu. Bu halk hareketi, sahte laiklik konumuna sokulmak istenmiş; medya aracıyla daha çok bu konumda gösterilmiştir. Böylece emperyalizme karşı birleştirilmesi gereken halk, bölünmüş ve inanan kesim büyük ölçüde AKP’nin kucağına itilmiştir. “Ne Şeriat ne Darbe” sloganı, meydanlarda tutmasa bile, medya halk hareketini o konumda göstermiştir. Cumhuriyet gazetesi, ADD Merkez Yönetimi, Çağdaş Yaşam Dernekleri gibi “Şeriata karşı ABD ile birleşmeyi” savunan ve büyük ölçüde sistemin denetiminde olan güçler, burada özel bir misyonu yerine getirmişlerdir. Laik kesime “Tehlikenin farkında mısınız” diye soran bu kuvvetlerin kendisi, ABD tehlikesinin bir uzantısıdırlar; dolayısıyla kendileri tıpkı AKP gibi ABD tehdidinin bir aracıdırlar. Biz, onlardan gelen tehlikenin de farkındayız. İlerici kamuoyu da bunu görecektir.
II. DERSLER
Türkiye’ye Atlantik sistemi içinde boğuluyor
8. Atlantik sistemi bir seçenek değil, fakat yıkımmış. Türkiye 60 yıllık Atlantik sistemi içinde boğuluyor. Birinci ders budur. Buradan Türkiye’yi Kemalist Devrim temelinde yeniden kurma görevi çıkar. 22 Temmuz 2007 seçimi, neresinden bakılsa sistemin içindeki bütün seçeneklerin Türkiye’yi parçalanma ve dağılmaya götürdüğünü bir kez daha kanıtlamıştır. Baraj türünden gerekçeler ve AKP’ye karşı benzer programlarla seçenek oluşturma çabaları iflas etmiştir. 20 yıldır yaşanan budur.
Tayyip’i getirenler götüremezler
9. Tayyip’i getirenler Tayyip’i götüremez. Tayyip’i Atlantik sisteminin orta sağ ve orta sol denen temsilcileri iktidara getirdi. AKP iktidarı o sürecin kaçınılmaz sonucudur. Küçük Amerika sistemi, AKP iktidarından başka bir yere varamazdı ve varmıştır. 2002 seçimleri öncesinde Türkiye’yi yönetenlerin uyguladığı program, AKP yönetimiyle en tutarlı hale ulaşmıştır. ABD güdümlü mafya ekonomisinin gereği olarak, milli devlet ve vatanseverlik yıkılmış, yolsuzluk ve vurgun esas olmuştur. Bu süreç, 3 Kasım 2002 Seçimi’nden sonra da devam etmiştir. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Deniz Baykal ve o zamanki Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök üçlüsü, ABD dayatmasına boyun eğerek, Tayip Erdoğan’ı önce milletvekili, sonra başbakan yapmışlardır. Görülmüştür ki, Tayip Erdoğan’a ve AKP’ye karşı mücadele sistemin içinden yürütülemiyor. Sistemin saflarından yapılan mücadeleler, en sonunda Tayip Erdoğanları güçlendirmiştir. Çünkü sistemin en tutarlı sahibi, AKP’dir. ANAP ve DYP’nin silinmesi ve CHP’nin AKP’leşmesi de bunu göstermiştir.
ABD projelerine muhalefet devrimciliğin başladığı yerdir
10. Büyük davalar hukuk cambazlıklarıyla kazanılamıyor. Türkiye’de halk hareketi, Tayip Erdoğan’ların Çankaya’yı ele geçirmesini önlemek için yükseldi. Ancak bu hareketin doruğunda, sistemin güçleri (Ahmet Necdet Sezer, CHP ve diğerleri), Sabih Kanadoğlu’nun Cumhurbaşkanı seçiminde 367 nisabı aramak gibi bir hukuk numarasına bel bağlayarak, halk ayaklanmasının inisiyatifini bastırdılar. Tarihte hiçbir büyük dava, ayak oyunlarıyla kazanılamamıştır. Sistemin güçleri ise, halk hareketini her zaman ayak oyunları çizgisine çekmeye çalışırlar. İşçi Partisi o zaman Cumhurbaşkanı’na başvurarak, Bakanlar Kurulu’nu toplamasını ve ABD’nin BOP Eşbaşkanı Tayip Erdoğan’ı istifaya davet etmesini arzetmiştir. Aynı öneriyi desteklemeleri için, Deniz Baykal, Zeki Sezer ve Muhsin Yazıcıoğlu ile de görüşülmüştür. Ne var ki, başta Cumhurbaşkanı Sezer, bu çözümü sistem dışı gördükleri için yeğlememişlerdir. Çünkü onlara göre, Tayip Erdoğan’ın BOP Eşbaşkanlığı sistemin gereğidir. ABD Projesine karşı çıkmak, devrimciliğin başladığı yerdir. İkincisi, Tayip Erdoğan istifa etmezse, ABD Projesinde görev aldığı için onu yasadışı ilan etmeyi ve ona karşı milyonları ayağa kaldırmayı kabul etmemişlerdir. Çünkü onlar da şu veya bu ölçülerde ABD sistemi içindedirler. O zaman gündeme, sistemin 367 ayak oyunu getirilmiştir ve bu ayak oyunu da sistemin en tutarlı partisi AKP’ye hizmet etmiştir. TSK Komutanları da, ne yazık ki aynı yanlışa bel bağlayarak ortak olmuşlar, en azından süreci seyretmişlerdir.
CHP-MHP seçeneği AKP’yi güçlendirmiştir
11. Diyarbakır mitinginde doruğa çıkan İşçi Partisi korkusu, bölücülüğe ve AKP’ye çalıştı. Diyarbakır mitingi, bu seçim sürecinde ABD projesine indirilen en ağır darbeydi. Bizim Terörü Bitirme Programı, devletin yaptırım gücünü kullanmak yanında teröristi halk denizinde boğmayı içerir. Bismil’deki ve bölgenin diğer yörelerindeki ağalığa karşı köylü hareketleri bu programın uygulamalarıdır. Diyarbakır mitingimiz, PKK, Fethullahçılar, AKP iktidarının valisi ve ABD güdümlü medya tarafından hedef alınmıştır. Düşman cephenin o engellemeleri doğaldı. Ancak aynı mitingin arife gecesinde Genelkurmay’dan yayınlanan bildiri, olağan değildi. Diyarbakır mitingi, bu seçimin kaderini etkileyen karar anıydı. Mitinge tavır alınması, İşçi Partisi’nin önünü tıkama anlamına geliyordu. Öyle gözükmektedir ki, CHP-MHP seçeneğini desteklemek uğruna, teröre en ağır darbeyi indirecek bir eylem programına tavır alınmıştır. Bismil köylü mücadelesine karşı da benzer uygulamalar görülmüştür. TSK içindeki Atlantik dönemi kalıntılarının burada etkili oldukları anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, CHP-MHP seçeneği, AKP’yi güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştır. Çünkü MHP, ABD ile stratejik ortaklığı savunmaktadır. CHP Genel Başkanı Baykal ise, “Türk Ordusunun başına çuval geçirildiği zaman bile ABD’ye karşı çıkmamakla” övünmektedir (Vatan, Temmuz 2007). Sistemin güçleri, ABD yüzlerine tükürse dahi, “yağmur yağdı” demeye hazır olduklarını söylemektedirler. Türk Ordusu, terörün arkasındaki güce teslim olan bu partileri nasıl olup da seçenek gördüğünün herhalde bir değerlendirmesini yapacaktır.
Demokrasi ve milli egemenliğin temel koşulu tam bağımsızlık
ve Ortaçağlı basılardan arınmaktır
12. ABD’nin Filipin tipi demokrasisi, demokrasi değil, fakat halk üzerinde diktatörlüktür. 1946’dan bu yana Türkiye Atlantik sisteminin boyunduruğu altına alınmıştır. Sistem kendi mekanizmalarını kurmuştur ve kendi toplumunu da yaratmıştır. Sandığı kuran ABD, sandıktan kendisini çıkartmaktadır. Demokrasi ve milli egemenliğin olmazsa olmaz koşulu, emperyalizmden bağımsız olmak ve Ortaçağ baskılarından kurtulmaktır. Türkiye, Kemalist Devrim döneminde, İstiklal Savaşı’yla ve Ortaçağ kurumlarını yıkma yönündeki kazanımlarıyla gerçek demokrasi atağını yapmış, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan Kemalist Devrim’in yıkımıyla tekrar emperyalizmin ve Ortaçağ kalıntılarının cenderesi içine hapsedilmiştir. Ve orada çırpınıp durmaktadır. Bu çırpınmanın adına da demokrasi denmektedir.
Bölücülüğe ve teröre yasallık Türkiye’yi bölünmeye götürür
13. Bölücülüğe ve teröre yasallık tanınması, Türkiye’nin bölünmesinin yasallaştırılmasıdır. İşçi Partisi, PKK ve yan kuruluşlarına yasallık tanıyan bugünkü sistemin Türkiye’yi hızla parçalanmaya götürdüğünü görmektedir. Türkiye’ye ABD güdümünde ve AB kapısında dayatılan bu uygulamanın, ABD denetiminden kurtulmak ve AB aday üyeliğinden çekilmek için tek başına yeter sebep olduğunu kanıtlamaktadır.
III. ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇLER
Bu “demokrasi”, mafyokrasidir ve yurdumuzun
bölünmesine hizmet eder
14. Irak’taki “Demokrasi” Türkiye’ye getiriliyor. ABD, seçimle ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye’de demokrasi kazandı” diyor. Irak’ta da, işgalci ABD ordusunun denetimi altında yapılan seçimlerle Talabani cumhurbaşkanı yapılmıştı. Türkiye de, aynı sürece sokulmuştur. PKK ve Barzaniciler, Türkiye’de iktidar ortağıdır. ABD’nin “demokrasi” adını verdiği rejim, mafyokrasidir ve Türkiye’yi bölmenin ve sömürgeleştirmenin aracıdır. Atatürk Devrimi’ni yıkma süreci tamamlanmakta ve CIA “demokrasisi”ni kurma süreci kesin sonuca gitmektedir.
AKP milli güçlerin direncini kırmak için daha da pervasızlaşacaktır
15. Türkiye’nin direnci kırılıyor. AKP yönetimi, bu seçimden sonra Türkiye’yi iç hatlardan kuşatma ve hançerleme görevini sürdürmede daha pervasız olacaktır. Türkiye’nin direnci hükümet mevzilerinden kırılıyor. Tayip Erdoğan, “Terörle yaşamaya alışalım” diyerek bu görevini olağanlaştırıyor. Türkiye ve Türk ordusu kuşatılmıştır, çember daraltılmaktadır ve önümüzdeki zaman dardır.
Hükümetin önündeki acil programı Zana açıkladı: “Türkiye-
Kürdistan Federasyonu”
16. Türkiye’yi bölme harekâtı hızlanarak devam edecek. ABD, Kerkük referandumu öncesinde Türkiye’deki iktidarını pekiştirmiştir. Türkiye’yi bölme süreci hız kazanmıştır. ABD, seçimden iki gün önce Leyla Zana’nın ağzından “Türkiye’nin eyaletlere bölünme zamanı geldi. Kürdistan kurulmalı” programını açıkladı. Tayyip Erdoğan hükümetin önüne konulan acil program budur. MHP’nin Seçim Beyannamesi’nde yerel yönetimlerin yetkilerini genişletmekten yana olduğunu açıklaması da aynı plan çerçevesi içindedir. Yine CHP Genel Başkanı Baykal da, ‘Partilerin içinde Kürtçü kanatlar var. Bizde de var. İtirazımız yok” açıklamasıyla bölünme planına teslim olduğunu ilan etmiştir (Hürriyet, 14 Haziran 2007). MHP-ANAP-DSP hükümeti tarafından kabul edilen ve AKP-CHP ikilisinin Meclisten geçirilen “İkiz İhanet Yasaları”yla, Türkiye’nin parçalanması mücadelesi için yasal bir zemin de oluşturulmuş bulunmaktadır. Türkiye- Kürdistan federasyonunun kurulması ve arkasından ayrılma planı hayata geçirilmektedir. Yugoslavya’nın parçalanması sürecinde yaşanan olaylar, Türkiye gündemindedir.
Türkiye, varlık-yokluk sürecine girmiştir
17. Kriz derinleşiyor. Dış ve iç, siyasal ve ekonomik, kültürel ve ruhsal, bütün etkenler, krizin derinleşeceğine kuvvetle işaret ediyor. Türkiye, varolma-yokolma sürecine girmiştir.
Türkiye iç ve dış savaşa sürükleniyor
18. İç ve dış savaşa sürükleniyoruz. Türkiye, ABD ve kuklaları tarafından hızla iç savaşa ve dış savaşa sürüklenmektedir. Savaşı önlemenin biricik yolu, ABD işbirlikçilerini devirmek ve Milli Hükümet Programı’nı uygulamaktır.
Türkiye, Küçük Amerika yapılmıştır
19. Atlantik sisteminin krizi. Derinleşen bunalım, arkada kalan 60 yıllık Atlantik döneminin bunalımıdır. Türkiye, Küçük Amerika yapılmıştır ve son seçim karşıdevrimin tamamlanması yönünde önemli bir adımdır.
Devrimci çözüm gündemdedir
20. Devrimci çözüm gündemde. Türkiye, bu derinleşen krizden ve iç savaş sürecinden ya devrimle çıkacaktır veya bölünecek ve sömürgeleşecektir. Türkiye’yi bölünmekten kurtaracak, devrim dışında bir çözüm yoktur. Bizim bugün korunacak bir cumhuriyetimiz yoktur. Ancak yeniden kurulacak bir cumhuriyetimiz vardır. Türkiye, hâkim kurum ve ilişkilerle kendini koruyamaz, ancak çürüyen Küçük Amerika sistemini yıkarak ve Kemalist Devrim temelinde yeniden yapılanarak kendini savunabilir ve varlığını sürdürebilir. Yaşayabilmek için devrim zorunlu ve kaçınılmaz olmuştur.
Büyük çıkışlar körçıkmazlarda bulunur
21. Türk milleti ayağa kalktı. Ellerinde albayraklarla meydanlara yığılan milyonlar buhar olup uçmadı. Milletin o büyük gücü, tarihin pususundadır. Millet, AKP’nin ve PKK’nın Türkiye’yi bölme girişimlerini yaşadıkça, daha büyük güçle ve daha kararlı bir şekilde yeniden ayağa kalkacaktır. Hiç kimse, seçim sonuçlarına bakarak millete güvensizlik içine düşmesin. Büyük çıkışlar kör çıkmazlarda bulunur.
Düşmanın Polatlı önlerine geldiği ortamdan daha iyi durumdayız
22. Olumlu etkenleri de görmek gerekir. İçinde bulunulan siyasal, ekonomik, askeri ve kültürel ortam, düşmanın Polatlı önlerine kadar geldiği ortamdan kötü değildir. O zaman yenilmiştik, bitkindik ve işgal vardı. Şu an yenilmiş değiliz, gücümüz var ve işgale uğramış da değiliz. Dahası ABD Irak’ta yenilmiştir ve çevremizde güçlü bir ittifak birikimimiz var.
Savaş sathı müdafaa ile kazanılacaktır
23. Muharebe kaybedildi, savaş kazanılacak. 22 Temmuz seçimi bir muharebedir. Türk milleti bağımsızlık mücadelesinde bir muharebeyi kaybetmiştir; ancak savaş devam etmektedir. Vatan savunması, tek bir muharebeden, tek bir mevziiden ibaret değildir. Düşen bir tepedir. Ancak tepeler yeniden ele geçirilecektir. Düşmanın döküleceği yeni denizler vardır, dökülecektir. Savaşı Türk milleti ve öncüsü olan İşçi Partisi kazanacaktır. Savaş, hattı müdafaa ile değil sathı müdafaa ile kazanılacaktır.
Çözüm, Türk Devrimi’nin denklemi olan ordu-millet birlikteliğindedir
24. Çözüm, millet-ordu birlikteliğinde. 150 yıllık Türk Devrim tarihini, millet-ordu birlikteliği yazmıştır. Hele silahlı tehdidin geçerli olduğu koşullarda ordusuz millet ayakaltında kalır. Bugün milleti ve orduyu, Türkiye Cumhuriyetini ve toplumu Atatürk Devrimi temelinde yeniden kurmak için birleştirmek, esas görevdir.
Önümüzde dağları eritip delerek Ergenekon’dan çıkmak
dışında bir çözüm yoktur
25. Zorlukları yenmek için çetin mücadele. Partimiz, son seçimde hep önümüzdeki zorluklara vurgu yaptı. 23 Temmuz sabahı, bir kez daha o zorluklara uyandık. Önümüzde parti ve millet olarak, dağları delerek Ergenekon’dan çıkmak dışında bir çözüm bulunmuyor.