Makalelerim    (146\'.600,550)
 
Yorum Ekle   Yorum Oku   Arkadaşıma Gönder
"ATA ETİ, İTE OTU"...
Ancak Hoca Nasreddin’de bir Pir Sultan’ın, bir Dertli’nin keskin mücadeleciliğini bulamazsınız.

Ata eti, ite otu!

İşlerim nedeniyle iki haftadır Antalya’-daydım. İnternetsiz bir ortamda kaldığımdan dolayı gazeteye yazılarımı gönderemedim. Bu arada Taraşlı ailesinin acı kayıplarından da haberdar olamadık.

Sevgili Ercan Taraşlı, Adnan ve Lütfi Taraşlı dostlarımızın acılarını paylaşır, başsağlığı dilerken acı kayıpları için Tanrı’dan rahmet temenni ederiz.

***

Bugünlerde herkes kendini politikaya vurmuş; seçim düzlemine girilmesi nedeniyle içimiz dışımız siyasete kesmiştir. Bu nedenle biz aykırı bir iş işleyeceğiz ve bu yazıda Nasreddin fıkralarından bahsedeceğiz. Öyle sulu sepken fıkra anlatacak değiliz. Bu yazıda Hoca’nın fıkralarının düşünsel temellerini araştırmaya çalışacağız.

***

Nasreddin Hoca, Ortaçağ’ın filozofları anlamında bir halk bilgesidir. Onda toplum yaşamının bozuk yanlarına ve toplumsal yozlaşmanın yarattığı kötü davranışlara karşı halkın ince zekâsını yansıtan nüktedan eleştiriler vardır. Ancak Hoca Nasreddin’de bir Pir Sultan’ın, bir Dertli’nin keskin mücadeleciliğini bulamazsınız.

Bir fıkrasında bir sosyolog olarak karşımıza çıkar; bir başka fıkrasında bir hukukçu ya da filozof vardır karşımızda. Ancak hiçbir fıkrasında savaş adamı olarak boy göstermez.

Despotizmin yönetiminde ahlakın ve insan davranışlarının bozulduğu ve toplumda özellikle zalimin desteğini arkasına alanların topluma kan kusturduğu gerçeği, kendi öz oğlunun Timur tarafından desteklenmesinin sonuçlarının ifade edildiği fıkrada somut bir şekilde ortaya konmaktadır.

Bir sabah vurdum yola;

Oğlan da yanımda

Bir densizliğe kalktı;

Ben basarken zılgıtı;

Baktım karşımda Timur!

Açmaz mı ağzını homur homur;

Dedi:”Bak hele Hoca!

Oğlanı azarlama bir daha;

Ses etmeyeceksin ne yaparsa!” (*)

Timur gibi bir hâkimin karşısında yapabileceği çok şey olmayacağı gibi bir teslimiyetçi anlayışla behemehal itaat ettiğini ifade etmektedir.

Elbette boyun eğdim despota.

Oğlan da aldı mı itsimi sana! (*)

Toplumda despotun desteğini alan bir kişideki davranış değişikliklerini, ahlakın nasıl bozulduğu, toplumsal ilişkileri nasıl etkilediği ve yozlaştırdığını, çürüttüğünü bundan daha güzel nasıl ifade edebilirsiniz?

Eve resmen kıran kodu

Ata eti, ite otu!

Ettiği çıktı ayyuka

“Dur!”lara kulak asmadı! (*)

Ama Hoca Nasreddin, o koca bilgeliğine rağmen eylem adamı değildir. Halkın deyişiyle söylersek, Timur’un karşısında tırsmıştır. Korku ve yılgınlık dağları tutmuştur. Böyle bir ruhsal durumun yarattığı teslimiyetçi havada Timur’a karşı durulamayacağı düşüncesini yaymakta, itaat etmekten başka çıkar yolun bulunmadığı gibi yılgınlık edebiyatı yapmaktadır. Ayrıca Ortaçağ Türk halk edebiyatının yakaladığı diyalektik hareketi Hoca Nasreddin’de göremeyiz. O doğa ve toplumu durgun, değişmez, hareketsiz olarak algılar. Timur belası bir kere gelip çöreklenmiştir, ebediyete kadar… Bu tutum, esasen Selçuk aristokrasisinin gerçeğidir. Hoca Nasreddin de Selçuk beylerinin gerçeğine takılıp kalmıştır.

Hatun dayanamadı:

Dedi:”Bir çare Hoca?”

Dedim: “Çareyi sen bulsana!

Biri Timur’u aldı mı arkasına;

İşte böyle sıvar ortalığa!” (*)

Örneğin hoca Nasreddin’de, mücadeleci Pir Sultan’ın şöyle bir kararlılığı asla görülmez ve:

Kadılar müftüler fetva yazarsa

İşte kement, işte boynum asarsa

İşte hançer, işte kellem keserse

Gönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Diyecek yüreği kendinde bulamaz.

 

 (*) Manzum Nasreddin Hoca Fıkraları, Yılmaz Gruda, Kaynak yayınları, Haziran 2006, s.11

 

 

 

 
2007-06-11 >> Bu Yazı 53 defa okunmuştur.

[ Pencereyi Kapat ]