“Sistemin çöküşü”
Başlık bana ait değil. Amerika’da 630 milyar dolarlık Lehman Brothers iflasını işledikten ve Merill-Liynch 50 milyar Dolara, Bank of America tarafından satın alındıktan sonra, basınımızdaki Amerikancı yayın organlarından bazıları olayı bu şekilde değerlendirdiler.
Amerikan Merkez Bankasının eski başkanlarından Alan Greenspan’a göre yaşananlar, “yüzyılın en büyük krizi”dir.
Gerçekten de artık orta yerde sistemin sahiplerinin bile inkâr edemediği bir gerçek duruyor. Kriz bütün şiddetiyle yaşanıyor. 1980’lerden sonra yeniden kutsallık mevkiine yerleştirilen, Adam Simith’in piyasaları düzene sokacak olan o meşhur “görünmez eli”ne düzülen methiyeler artık duyulmuyor.
Özel sektörün burunlarından kıl aldırmayan en büyükleri bile, şimdi devletin müdahalesini bekliyorlar. Ama konumuz bu değil.
Yaşanan krizin nedenleri üzerinde durmak istiyoruz:
KÖPÜK EKONOMİSİ
Tüm dünyada yaratılan toplam hâsıla, yıllık 40 trilyon Dolara yaklaşıyor. Ama dünya ekonomisinin; verilen krediler, borsada işlem gören hisse senetleri, defalarca el değiştirerek her seferinde yeni bir değer yarattığı varsayılan kâğıtlarla toplam olarak, bir katrilyonluk bir hacme ulaşıldığı tahmin ediliyor.
Ortaya çıkan manzara şudur: Yüz trilyonlarca değerli kâğıt ortalıkta dolaşıyor; alınıyor, satılıyor ama gerçek hayatta bu kâğıtların karşılığı yok!
Bol keseden yaratılan kredi olanaklarıyla şişirilen ekonomiyi rakamsal olarak ifade edecek olursak; 1990 yılında krediler, toplam hâsılanın ancak yüzde 27’si kadar iken, 2006’da bu oran yüzde 772’sine fırlamıştı.
Şişirilen kredilerle yaratılan köpüğün sadece bir kısmını, hatta küçük bir kısmını oluşturdu. Menkul Kıymetler Borsaları aracılığı ile yaratılan sanal değerler de gerçek ekonominin dışında, onunla alakası olmayan bir hayalet ekonomi yarattı.
Gerçek piyasaların yanı sıra bir de “türev piyasalar” var.
Dünyanın dört bir yanında yaratılan gerçek değerlerin emperyalist metropollere aktarılmasının bir aracı olarak işlev gördüğü müddetçe bu “sanal ekonomi” yürüdü.
GERÇEK DEĞERE YAKLAŞMA
Lehman Brothers’ın hisselerinde son on ay içinde yaşanan değer kaybı çok çarpıcıdır. Bu tablo; “sanal ekonomi”den kastettiğimizin ne olduğunu ortaya koyuyor.
14 Kasım 2007 tarihinde şirketin hisseleri 67 Dolardan alınıp satılmış. Bu değer Şubat başında 66 Dolara, 14 Martta 38 Dolara, 11 Temmuz’da 28 Dolara ve iflasını istediği 15 Eylül’de de 20 Cent’e düşmüş.
Elbette, çıkmaza giren bir şirketin hisselerinin gerçek değerin altına düşmesi gerçeği de var burada. Ama bunun yanı sıra geçmişteki değerin, gerçek değer olmadığı, yaratılan sanal ekonominin bir parçası olarak değerinin çok çok üzerine çıktığı da bu gelişmelerle birlikte açığa çıkıyor.
Sadece Lehman Brothers değil değer kaybeden. Veya başka bir deyişle gerçek hayattaki varlığının ifadesi olan fiyatlara yaklaşan.
Merrill-Liynch son aylar içinde yüzde 62,2, AIG (American Internatıonal Group) ise yüzde 79,2 değer kaybetmiş.
Köpük delindi. Sanal değerlerin buhar olup uçması, dalga dalga sistemin içinde yer alan bütün şirketlere yayılması kaçınılmazdır.
Kriz sadece ABD ile sınırlı kalmayacaktır. Bütün kapitalist dünya kaçınılmaz olarak krizden payına düşeni alacaktır. Tıpkı 1929 Büyük Krizi’nde olduğu gibi.
Ancak sistemin dışında olan ve kendi bağımsız mekanizmalarına sahip olan ekonomiler yaşanan bu fırtınadan kurtulabilirler.
GERİYE DÖNÜŞ
Yaşanan kriz, ülkeleri ve insanları sanal ekonomiden gerçek ekonomiye geri getirmektedir.
Gelişmeleri değerlendiren ETX Capital adlı Amerikan finans kuruluşunun tespiti son derece gerçekçidir:
“Görünen o ki, insanlar paralarını emtia piyasalarına, altına ve gümüşe geri yatırıyor.”
Peki, son zamanlarda teklese de yaklaşık otuz yıldır işlemekte olan sistem niçin çöktü?
ÖLÜME ÇARE YOK
Bugüne kadar bu değerli kâğıtlar, esas olarak Amerikan Doları cinsindendi veya Dolara bağlı olarak yaratılıyordu.
Amerika’nın, dünya sisteminin hegemonik gücü olarak borusunun öttüğü arkada kalan dönemde bu durum, çok büyük bir sorun olmadan bugüne kadar geldi.
Ama artık dengeler değişti. Amerika’nın tek kutuplu Dünya rüyası, Irak çöllerine ve Afganistan dağlarına gömüldü.
Hala durumu kavramayanların aklını ise, Gürcistan’da ABD’ye atılan tokat başlarına getirdi.
Bu gelişmeler birdenbire olmadı. Amerika’nın dünya ekonomisi içindeki payı yarım yüzyıldır azalıyordu.
Uluslar arası rezerv para olarak doların payı 1970’lerde yüzde 80’lere varmıştı. O zamandan bu yana bu oran da düşüyor
Ama bütün bunlara rağmen ABD’nin devasa askeri gücü, en büyük rakibi Sovyetler Birliği’nin 1990’larla birlikte devreden çıkması; bu ülkenin en azından 2000’li yıllara kadar tartışmasız hegemonyasını sürdürebilmesini sağladı.
Büyük Ortadoğu Projesi, Afganistan ve Irak saldırıları, ABD’nin; kaçınılmaz çöküşünü durdurmak için giriştiği hamlelerdi.
Ama ölüme çare daha bulunmadı. ABD’nin çırpınışları da kaçınılmaz sonunu daha da yakınlaştırmaktan başka bir şeye hizmet etmedi.